|
|
|
|
|
Turizmin uyuyan devi “Ekolojik tatil” |
 |
Pastoral Vadi Çiftliği, örnek bir yaşam biçimi
|
 |
Fethiye’nin Yanıklar Köyü’nde yer alan Pastoral Vadi Çiftliği, yöre köylerine de örnek oldu. Köylüler topraklarını rant için elden çıkarmıyor, organik (ekolojik) tarım yaparak ürünlerini sertifikalandırıyor ve satıyor.
Bir yerde yaşamının belirli dönemlerinde doğal yaşam düşünü gerçekleştirmek isteyen kent bezginleri için özel bir yaşam alanı denebilir. Çam ormanlarıyla çevrili vadinin ortasından akan derenin kenarında yer alan çiftliğin sakin ve huzurlu ortamında, ekolojik mimari yaklaşımla tasarlanan taş, ahşap ve kerpiç evlerinde yılın 12 ayı konaklanabiliyor.
Fethiye’nin Yanıklar Köyü’ndeki Pastoral Vadi Çiftliği her şeyi ile yöre köylerine model oldu. Tarım Turizm Takası (TATUTA) Projesi çerçevesinde ilginç bir tatil modelinin de öncülüğünü yapıyor. Yerli ve yabancı konuklar ağırlanıyor, ekolojik (organik) tarımın da yaygınlaşması sağlanıyor. Yöre köyleri de Pastoral Vadi’yi örnek alarak tarlalarını konut yapımı için yüksek fiyatlarla satmak yerine topraklarını işliyor, doğayı koruyor hem de konuk kabul ederek para kazanıyorlar.
Pastoral Vadi Çiftliği ile İstanbullu Yüksek Mimar Ahmet Kizen hem hayallerini gerçekleştiriyor hem de köylüleri teşvik ederek ekolojik tarıma yönlendiriyor. Aynı zamanda üretilen ürünlerin sertifikalanmasını sağlayarak pazarlanmasına öncülük ediyor. Mimar olan Kizen, hızlı konut artışı karşısında kırsal alanlarda tarım alanlarının yok olmasını üzüntüyle izler. Özellikle Ege ve Akdeniz Bölgesinin hızla betonlaşması, rant bölgelerinin oluşması onu oldukça üzer. Tüm bunlara karşı tarım alanların yok olmaması için neler yapılabileceği konusunda bir model geliştirmek ister. Tabi doğa hayranı annesinin böyle düşünmesinde büyük payı var. Doğa aşığı aile 25 yıl önce İstanbul’u terk eder ve Marmaris’e gelir. Fakat Marmaris hızla kentleşme yolunda ilerleyince Ahmet Kizen, Fethiye’nin Yanıklar Köyü’nü keşfeder. Kizen’in tabiriyle bu köy hala gelenekleri ve görenekleriyle yaşayan, karşılıklı yardımlaşmanın ve imecenin hala devam ettiği ender yerlerden bir tanesidir. Denize de çok yakın. Fethiye’ye uzaklığı ise 15 dakika. Burada bütün evler kerpiç veya taş. Hiç betonlaşmamış. Yollar patika, dozer girmemiş.
Yanıklar Köyü’nde 48 dönüm bir arazi alarak annesi Müfide Kizen ve eşi Nuran Kizen ile işe başlayan Ahmet Kizen, kırsal alanlardaki üretim biçimi olan tarımın organik yapılmasından yana. Fethiye Turizm Tanıtım, Eğitim Kültür ve Çevre Vakfı (FETAV) ile üç yıl önce başlatılan ve halen devam eden çalışmaların sonucu yavaş yavaş alınıyor. FETAV üretilen ürünlerin sertifikalanmasına yardımcı oluyor.
Organik tarım yapılan köylerde sertifika ücretini köylülere FETAV ödüyor. Tamamen sertifikalanan ve organik üretilen ürünler şimdilik bölge pazarlarında satılıyor. Şimdilik iç pazara giden ürünler yeteri kadar üretilince ihraç da edilecek.
ORGANİK ÜRÜNLERİN YÜZDE 90’I DIŞARIYA SATILIYOR
Ahmet Kizen’den öğrendiğimize göre Türkiye’de bugüne kadar üretilen organik tarım ürünlerinin yüzde 90’ı yurt dışına satılıyor. Bunun için sözleşmeli üretici olarak üretim yapılıyor. Tüccar geliyor çiftçi ile sözleşme imzalıyor. Çiftçi, anlaşmaya göre tarlasındaki ürünü üretiyor ve tüccara veriyor. Tüccar da onu yurt dışına satarak değerlendiriyor. Organik tarımda genelde durum bu şekilde oluşuyor. Kizen, böyle bir sözleşmeli ürün yapmadıklarını ifade ederek “Biraz gönül bağı var. Etik değerler var. FETAV olarak bu işe el attığımızda Fethiye’nin kitle turizminin dışında ulaşamadığı çok geniş alanda korunmuş yerler var. Bu alanlarda altyapı çalışması olarak biz organik tarımı başlatalım hem köylümüz sağlığını korusun, hem de tarım ilaçları kullanmadan tarım yapsın istedik” diyor.
ORGANİK TARIMDA ÖRNEK PROJE
Organik tarım konusunda Pastoral Vadi, çiftçilere örnek oluyor, bu şekilde havzaların, suların, toprakların, üreten insanların sağlıkları dolayısıyla çevre de korunmuş oluyor. Bu ürünlerde girdi en aza indiriliyor. Çünkü hayvancılık yapılarak yeşil gübre denilen bazı baklagiller türü ürünler toprakta bırakılarak azot yönünden zenginleştiriyor. Bu yöntem geleneksel tarımda var olan aslında binlerce yıllık bir tarım kültürünün devamı denebilir. Organik tarım, babamızın dedemizin yaptığı üretim biçiminin günümüz koşullarında devam etmesi. Dünyada yüzde 15–20 civarında en fazla organik tarım ürünleri pazarı gelişiyor. Yalnız yiyecekten değil giyecek hammaddesine, oyuncağından tutun da mobilyasına, temizlik malzemelerine kadar dünyada kullanılıyor.
ORGANİK TARIM EĞİTİM İLE BENİMSENİYOR
Ahmet Kizen, Almanya’daki Nürnberg Fuarı’ndan söz ederek fuarın geniş bir kesime hitap ettiğini ve geniş bir ziyaretçi yelpazesi olduğuna dikkat çekiyor. Organik tarım tek başına kırsal alanda bir faaliyet. Kizen, organik tarım yapılan yerlerde ahlaki değerlerin yanı sıra eğitimin önemine de işaret ediyor. Çünkü toprağın zehirlenmemesinden tutun da çevreyi, toprağı, havayı, suyu kirletmemek de bir o kadar önemli. Eğitim ile organik tarım benimseniyor. Sözleşmeli üretimde ise sözleşme şartlarına uyuluyor. Sözleşme bittiği zaman köylü isterse eski ürettiği tarza dönebilir.
24 ÇİFTÇİ İLE EKOLOJİK TARIM YAPIYORUZ
İşte Ahmet Kizen bu gibi durumların yaşanmaması için birebir eğitim ile çiftçileri organik tarıma yönlendiriyor ve üretimlerini bozmadan organik olarak devam etmesini sağlıyor.
Kizen’in organik tarımda eğitim ile ilgili düşünceleri şöyle:
“Organik tarım yapılırken Yanıklar Köyü’nü pilot bölge olarak seçtik. Dışarıdan gelip buraya yerleşmiş bir insan olarak 8 yıla yakın ekolojik tarım yapıyorum. Çevremizdeki insanlar önce bizi seyrettiler. Çünkü önce görecek ki sonra işin içine girsin. Bu süreçleri geçirdik diyebiliriz. Biz bu köyün içinde organik tarımı yaygınlaştırmayı amaçladık. Şu anda bizimle birlikte köy tarımı yapan 24 çiftçi var. Çiftliklerde narenciye ağaçları mevcut, denize yakın, akarsuyu, gölü çok, ormanı bol. Ayrıca Fethiye ve Dalaman Havaalanı’na yakın. Buralar Akdeniz’deki yöreler gibi betonlaşmamış. Çanakkale’den Mersin’e kadar kıyılar, ya ikinci konutlarla ya da turistik tesislerle dolu. Biliyorsunuz turizmde önce bir keşfediş vardır. Artık doyum noktasına geldi. Kuşadası buna iyi bir örnektir. Bunun gibi bir yığın örnek sıralayabiliriz.”
Ekolojik tarımın önemine değinen Ahmet Kizen, el sanatlarımıza, yaşam kültürümüze sahip çıkılması gerektiğini ifade ederek turizmde üst yapının tamam olduğunu, alt yapının da tamamlanması gerektiğini önemle vurguladı.
PASTORAL VADİ BİR MODEL
Bugüne kadar bozulmamış havası, suyu mimari dokusu, fiziki çevresi, betonlaşmamış, kültürel erozyona uğramamış böyle bir bölgede model geliştiren Mimar Ahmet Kizen, Yanıklar Köyü’ndeki söz konusu modele “Pastoral yaşam” adını verdiğini ve uyguladığını ifade eden Kizen, ekolojik tarımla birlikte geliştirilen modelin, köylerde yaşayan insanların topraklarını satmadan başka yerlere göç etmeden, yaşayabilmelerine olanak sağladığını kaydediyor. Bu model hem göçü engelliyor, hem de tarımsal üretim ekolojik olduğu için iyi bir şekilde değerlendiriyor. Aynı zamanda taş evleri konuklara bütün bir yıl açıyor. İnsanlar ister gönüllü isterse parasını ödeyerek bu ortamdan yararlanabiliyor.
AMAÇ 3. YAŞ GRUBUNU GETİRMEK
Pastoral Vadi Çiftliği daha çok kuzeyin soğuk bölgelerinden turistleri getirmeyi amaçlıyor. İnsanlar güneşli Akdeniz’e gelerek hem çiftlik hayatıyla uğraşacak hem de dinlenerek tatil yapacak. Ekolojik tarım bir yerde turizmden daha büyük bir sektör ve uyuyan bir dev, uyuyan bir potansiyel. Turizm gelirleri açısından 2005 rakamlarına göre dünyada 8’nci büyük ülkeyiz. 20–25 yıl önce bu bir rüya idi. Kizen, özellikle 3’ncü yaş grubu dedikleri kuzey ülkelerine ekolojik tarımı ve dolayısıyla da Pastoral Vadi Çiftliği’ni açmak istediklerini belirterek şunları söyledi:
“Avrupa nüfusu yaşlı, genç nüfus giderek azalıyor. Dünyada emekliler özelikle kuzeydeki insanlar mutlu değil, Akdeniz gibi sıcak ülkeleri tercih ediyorlar. Pastoral, Latince bozulmamış kırsal yaşam demek. Otantik köy yaşamını vurguluyor. Kırsal yaşam da aynı hayat, fakat daha farklı bir biçimde yaşanıyor. Bu yaşam şekli kültürel yaşam dahil, bozulmamış bir yaşam şekli. Çünkü geleneksel tarım ekolojik tarımın uzantısı. Olması gereken ekolojik tarım. Böyle bir modeli geliştirerek bu yaşamı ön plana çıkarıyoruz. Geleneksel tarımda bazı ürünleri yetiştirmekte zorlanıyoruz. Böyle bir de gerçek var. Ekolojik tarım daha çağdaş ve günümüz koşullarına uyan bir tarım şekli. Bunu devam ettirebilmek, fiziki dokuyu taş, kerpiç, ahşap ev geleneğini günümüz koşullarında sürdürmek mümkün. Geçmişteki kır yaşamı ile günümüzdeki kır yaşamı arasında aslında çok da büyük fark yok. Çünkü Türkiye’de zaten kırsal işletmeler küçük ölçekli. Böyle köyler var. Yanıklar Köyü model bir köy. Burada ekolojik tarımla birlikte ‘Sürdürebilir Yaşam, Sürdürülebilir Turizm ve Tarım Derneği’ni kurduk. Yöre köylere örnek olarak organik tarımı yaymayı, doğayı ve çevreyi korumayı amaçlıyoruz”
BİO MAS ENERJİ ÜRETİLİYOR
Ahmet Kizen, farklı enerjilerden de bahsederek bio mas enerjinin bunlardan bir tanesi olduğunu söyledi ve şu açıklamaları yaptı:
“Yenilenebilir enerji kaynağı kullanılması, iki yönden avantajlıdır. Böylece, sadece çevreyi
Korumakla kalmayıp, aynı zamanda, sürdürülebilir bir enerji beslenmesine aktif bir
Şekilde katkıda bulunuyoruz. Güneş, su, rüzgâr ve gübre gibi yenilenebilir enerji dediğimiz enerjileri devreye koyarsak atık olmuyor. Geri dönüşüm programlarında belli organik atıklar gübre olarak tekrar doğaya dönüyor. Türk El sanatlarında da durum böyle. Biz bunların hepsine birden pastoral yaşam diyoruz. Bunun ilk alt yapısı organik tarımla başlıyor. Tarım deyince hayvancılığı da işin içine katmak lazım. Girdisi az, çıktısı değerli hayvan gübresini de enerjiye dönüştürmek lazım.”
YANIKLAR KÖYÜ NARENCİYE AĞIRLIKLI BİR KÖY
Narenciye ağırlıklı bir köy olan Yanıklar Köyü’nde başta portakal (kışın waşhington, yazın sıkmalık), limon, mandalina olmak üzere nar, erik, üzüm, kayısı, şeftali, zeytin yetişiyor. Herkes kendine yetecek kadar sebze üretiyor. Pastoral Vadi’de de bu ürünlerin hepsini bulmak mümkün. Ayrıca enginar, yonca, çilek üretimi de söz konusu. Gelen konuklar ya parasıyla kalıyor ya da gönüllü (çalışarak) kalıyor. Ahmet Kizen, Buğday dergisinin bir yıl önce başlattığı Tarım Turizm Takası Programı (TATUTA) çerçevesinde konuk kabul ettiklerini belirterek şu anda Türkiye’de bu şekilde çalışan 72 tane çiftlik olduğunu vurguladı. Kendilerinin de TATUTA projesine katıldıklarını belirten Kizen, dünyada örnekleri olan bu programı geliştirmek istediklerini vurgulayarak şöyle bir örnekle açıklıyor:
“Özellikle İtalya, Fransa gibi Akdeniz ülkeleri şarapta bunu başarıyorlar. Türkiye de TATUTA için uygun. Bizim çiftliğin 42 dönüm arazisi var. Ege ve Akdeniz gözlerimizin önünde betonlaşıyor. Kooperatifler sürekli konut yapıyor, villalar, oteller beton yığınları giderek yükseliyor. Biz ise farklı bir hayat arzuluyoruz. Bizim köyde ve çiftlikte farklı bir yaşam var.
ŞEHİRLERDEN KAÇIŞ HIZLANIYOR
Kizen, artık kentlerden de insanların çiftliklere doğru kaçışlarını sürdürdüklerini belirterek “Köylünün arazisini satmasına karşıyız. İstanbul civarında Terkoz, Maşukiye gibi yerlerde yapılan villalar tarımı da öldürdü. Akdeniz’in de böyle olmasını istemiyoruz. Betonlaşma ile bir yerde köyü de yaşamı da öldürüyorlar. Turizm de böyle kirletildi. Babadan oğula geçen araziler yerine rant dönemi başladı. Sözün kısası ekolojik tarımla, tatille, farklı yaşam biçimi sunuyoruz” dedi.
Bir yerde yaşamının belirli dönemlerinde doğal yaşam düşünü gerçekleştirmek isteyen kent bezginleri için özel bir yaşam alanı denebilir. Çam ormanlarıyla çevrili vadinin ortasından akan derenin kenarında yer alan çiftliğin sakin ve huzurlu ortamında, ekolojik mimari yaklaşımla tasarlanan taş, ahşap ve kerpiç evlerinde yılın 12 ayı konaklanabiliyor.
EKO TURİZM GELİŞMELİ
Kizen, eko turizmin tarımı öldürmek değil bilakis tarımı canlandırmak, yöre halkını gözeten bir turizm şekli olduğunu belirterek Türkiye için de bu turizmin önemli olduğunu belirtti.
Köylülerle imece usulü çalıştıklarını belirten Kizen, kırsal alandaki kültürün devamı için imecenin şart olduğunu belirterek açıklamalarını şöyle tamamladı:
“Kır ortamı sakin bir çevre. Kentin gürültü ve patırtısı burada yok. Biz burada 25 köylü ile birlikte çalışıyoruz. Köylünün kaç dönüm arazisi varsa önce alt yapı olarak tarıma geçmesini sağlıyoruz. Bir iki yılda belli bir seviyeye geldik. Bir ürünü üretirken zevk almak lazım. Kentlileri buraya getirmek için reklam da önemli oluyor.”
BÜLENT ULUTAŞ
|
 |
|
Bu Haber'e yazılan Yorumlar |
|
Bu habere henüz yorum yazılmamış... Tıklayın, ilk yorumu yazan siz olun... |
|
Bu Kategorideki Diğer Haberler |
|
- Bir Yazar 3 Kitap... |
|
- Turing El Sanatları Çarşısı’nda Türk motifli porselenler |
|
- Akdeniz üniversitesi mezunu Çağrı Bekmezoğlu, 13. dünya iş kongresi’ne katıldı |
|
- İTHİB`de seçime az bir zaman kala saflar belirginleşiyor... |
|
- Taşköprü, Türk Turizminde 2`nci Efes Olma yolunda... |
|
- Emekli oldum deyip, köşesine çekilip kalmadı… |
|
- ATATÜRK’LE 85 GÜN FOTOĞRAF SERGİSİ |
|
- Küçük bir KOBİ olan Atölye Kolaj, hem üretiyor, hem pişiriyor hem satıyor. |
|
- Sanal Müzeli Havza… |
|
- Merter Markalar Birliği Dünya`ya MOL Markası ile çıkıyor... |
|
- Fethiyeli şair, yazar Ünal Şöhret Dirlik, yüreğindeki sevgiyi paylaşıyor |
|
- Tokat ve çevresindeki iller, Karadeniz’in Çukurovası’dır... |
|
- MESİAD`dan Tekstil Müzesi |
|
- 1. Uluslararası Yalova Sanat Buluşması... |
|
- Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı |
|
- Turizmin uyuyan devi “Ekolojik tatil” |
|
- Türkiye`de turşular, hem sertifikalı hem de marka tescilli oldu... |
|
- Hoş geldin 2008 |
|
- İTO`dan eğitime destek... |
|
- Fıtık ameliyatına kansız darbe... |
|
- Dünyanın neresinde Türk varsa, orada Uludağ Gazoz vardır... |
|
|
|
|
|