Ana Sayfa Üyelik       Künyemiz Haber Yolla Bize Yazın

Haber Arşivi :
(Küçük/Büyük Harf Duyarlıdır)

Üye Adı : Üye Şifresi :
(Ücretsiz Üyelik)    Üye Olmak İstiyorum
   Şifremi Unuttum

Haber Koprusu

En Çok Okunanlar

 

 

Bayburt, dünyanın en güzel uğrak yerlerinden biri

Bayburt zengin florasının oluşturduğu endemik bitki türleri, arazi yapısının oluşturduğu peyzaj bütünlüğünün silueti, dağ ve doğa yürüyüşleri, kış sporları, yayla şenlikleri, el sanatları, doğal klima özelliğine sahip havası, Çoruh Nehrinin sunduğu rafting ve kano sporları, parkurları gibi değerleri ile bütünleştirildiğinde Bayburt’un bir turizm cenneti olduğu ve bu potansiyeli iyi değerlendirmesi gerekti ortaya çıkıyor.

09.03.2009








BÜLENT ULUTAŞ

İnsanlık tarihi çok uzun geçmişten günümüze kadar uzanan bir kültür ve medeniyet sürecidir. Bu süreç içerisinde dünya üzerindeki bütün coğrafyalar kendi çapında belli bir önemlilik arz eder. Bu önemi artıran ve eksilten unsurlar ise; coğrafi şartlar, jeopolitik durum, ticari ve ekonomik potansiyel, kültürel birikim ve sosyal olaylardır.
İnsan doğum ile ölüm arasında birbirini izleyen evrelerde, yaşadığı değişikliklerin pek çoğunun nedenini sorgulamadan, bulunduğu ortamdan etkilenerek yaşamını sürdürür. Bu anlamda bakıldığında, kültürel birikimler yaşam içinde oluşarak, geleceğe bir değişim, gelişim ve süreklilik içinde aktarılırlar. Aktarma işi de toplumlarca üretilip tüketilen bilgi, beceri ve değer yargılarının yaşama geçirilmesi ile gerçekleştirilir. Bu bağlamda bir milletin kültürü ve o kültür içinde yer alan unsurlar, o milletin insanlarının geçmişi ile gelecek kuşakların bağ kurmasında önemli rol oynar. Çünkü kültür var olmanın ve değişmenin temelidir.
Kuruluşu M.Ö.3000 yıllarına dayanan Bayburt’ta hiç kuşkusuz tarihi süreç içerisinde, yukarıdaki unsurların etkilenmesiyle günümüze kadar önemini kaybetmemiş, kültürünün enginliğini ve tarihsel derinliğini günümüze taşıyan çok ender yerleşim yerlerinden biridir.
Bahri Akbulut’un, Bayburt ile ilgili verdiği bilgiler şöyle:
“Mevcut tarihsel birikimi ve güçlü toplum dokusu ile birçok hedefleri gerçekleştirebilecek güce ve dinamiğe sahip olan Bayburt’un binlerce yıllık tarihi ile dünya tarafından mitolojik değerlerde kabul gördüğünü, ünlü İtalyan gezgininin Moğolistan’a giderken Bayburt’u ziyaretinde “Bayburt dünyanın en güzel uğrak yerlerinden biridir “ sözünde anlamaktayız. Bu kültür birikimi, dinamik nüfusu, gelişme ve kalkınma bilinci, kapasitesini geliştirme isteği içerisinde, kültürel ve ekolojik turizm değerleri, insanının sevecen ve misafirperver yapısı ile kalkınma sürecini fazlası ile hak ettiği düşünce ve kanaatindeyim.
Bayburt turizminin gelişmesi için seçilen hedeflerin çok doğru ve isabetli olması gerekiyor. İşte bu hedeflerin bana göre en doğru olanı; son yıllarda doğu Karadeniz sahil bölgesinde yoğunlaşan turist akınını yaylalarımıza, mağaralarımıza, tarihi ve kültürel zenginliklerimize ve Bayburt Evleri tanıtım ve hizmet mekanlarına çekebilme olmalı. Bu hedefimizin alt yapısı da şüphesiz Bayburt-Uzungöl yolunun tur güzergâhı haline getirilmesi ile oluşabilecek.
Bayburt zengin florasının oluşturduğu endemik bitki türleri, arazi yapısının oluşturduğu peyzaj bütünlüğünün silueti, dağ ve doğa yürüyüşleri, kış sporları, yayla şenlikleri, el sanatları, doğal klima özelliğine sahip havası, Çoruh Nehrinin sunduğu rafting ve kano sporları parkurları gibi değerleri ile bütünleştirildiğinde Bayburt’un bir turizm cenneti olabilecek, bakir bir potansiyele sahip olduğu kolayca anlaşılır.
Binlerce yıllık tarihi süreç içerisinde birçok uygarlığa beşiklik etmiş, Anadolu’nun Bayburt ayağında, turizmin istenilen seviyeye gelebilmesi için; UNESCO’nun dünya miras listesine girebilecek, görenlerin tekrar görmek isteyecekleri görkemde, güzellikte ve büyüklükte açık hava müzesi konumunda olan Bayburt Kalesi’nin Restorasyon Onarım ve Kurtarma kazısına Mayıs 2006 da ihalesi yapılarak başlandı. İlimiz Zahit Efendi Mahallesinde bulunan Kavallar Evi Onarımı aslına uygun olarak yapıldı ve turizme kazandırılması planlanıyor.”

BAYBURT’UN TARİHÇESİ:

Mevcut kaynaklara göre Bayburt şehrinin tarihi M.Ö.3000’li yıllara kadar uzanıyor. Şehir Azziler tarafından kuruldu. M.Ö 770–665 yılları arasında Kimmer ve İskitlerin akınına uğradı. İskitlerin (Saka Türkleri) hâkimiyetine giren Bayburt 2500 yıllık Türk şehri. Daha sonra bölge sırasıyla Haldi’ler, Med’ler ve Pers’lerin hâkimiyetinde kaldı.
M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren Pontus Krallığına bağlı olan Bayburt M.Ö. 40 yıllarında Roma hâkimiyetine girdi. Bayburt ve yöresi Türklerin Anadolu’da ilk yerleştikleri bölgelerden. Kesin Türk hâkimiyeti Malazgirt Zaferi’nden sonra gerçekleşti. Şehir, 1072’den 1202’ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklular’ın bazen de Danışmendiler’in hâkimiyetinde kaldı. Bayburt’un asıl gelişmesi, Süleyman Şahın kardeşi Erzurum Meliki Mugîsüddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1202–1230) döneminde oldu. Bayburt Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezi olan Konya’ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu’yu istilası sırasında, şehir yapılan antlaşma gereği Selçuk’lu idaresinde kaldı. Bu durum 1291’de burada II. Gıyâseddin Mesud adına para basılmasından anlaşılır.
İlhanlılar devrinde gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan’a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin gümüş madenlerinin bulunduğunu belirterek” Bayburt’un Dünyanın en güzel uğrak yerlerinden biri olduğunu belirtir”. Burada Mahmudiye ve Yakudiye medreseleri kurulur, Mevlevilik gelişme gösteir, ayrıca Ahilik teşkilatı oldukça yayılmıştı. Uzun süre Akkoyunluların elinde kalan Bayburt ve yöresi 1501’de Safevîler tarafından alındı. Daha sonra Osmanlı kuvvetleri, Şah İsmail’in emirlerinden Kara Maksut-i Sultanının müdafaa ettiği Bayburt’u aldılar (Ekim l5l4). Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa’ya verildi ve bir sancak merkezi haline getirildi. Osmanlı idaresinde Bayburt doğu sınırına yakın bir kale şehir olarak stratejik önemini korudu. Kanunî’nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541’de esaslı bir tamir gördü. 1553’te Şah Tahmash’ın akınlarına maruz kalan şehir XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olaya şahit olmadı.
1828–1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916’da Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında geniş ölçüde tahrip edildi.
1927 ‘ye kadar Erzurum’a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane’ye bağlandı. 21 Haziran 1989 tarihinden itibaren 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

BAYBURT TURİZMİ VE AVANTAJLARI:

• Bayburt’a 60 km mesafede bulunan Uzun Göl, Bayburt için avantaj oluşturuyor. Bayburt-Uzun Göl arasındaki yol güzergâhı üzerinde bulunan Sultan Murat Yaylası, Çençül Yaylası ve daha bir çok yayla yayla turizmi açısından önem arz ediyor. 250-300 çeşit endemik bitki ile botanik turizminin iştahını açacağı şüphesiz. Yaylaların çoğu yamaç paraşütü, jeep safari, bisiklet turları, atlı doğa yürüyüşleri, trekking yapılmasına oldukça elverişli ve bakir durumda.
• Çimağıl Köyünde bulunan ve MTA’ca yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda turizme kazandırılması önem arz eden Çımağıl Mağarası, mağara turizmi bakımından önemli. Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan illerin doğal klima özelliğine sahip havası içerisinde sağlık turizmi programları çerçevesinde bölgeye göğüs ve akciğer hastalıklarının tedavi edildiği merkezler kurulabilir. Bu Merkezlerin kurulması sağlık turizmi yönünden büyük avantaj sağlayabilir.
• M.Ö.3000 yıllarına dayanan tarihi bir geçmişe sahip üzerinde geçmiş birçok uygarlığın izlerini günümüze taşıyan açık hava müzesi konumundaki Bayburt Kalesi aslına uygun olarak 2006 yılında onarım ve restorasyon çalışmaları yapılıdı. İl için kültür turizmi yönünden büyük bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
• Şehir Merkezine 40 km, Erzurum Havalimanına 90 km. mesafede bulunan kayak pistleri, Beybi liftler ve kayak pistler yanında 117 yataklı Grant Kop Otel ile Kop Dağı Kış ve Kayak Sporları Turizm Merkezi turlar için avantajlı.
• Şehir turlarında, Saruhan Kalesi, Bayburt Ulu Camii, Gökçe Dere, Ferahşat Camii, Sünür (Çayır yolu) Kutlu Bey Camii, Gökçe Dere Medresesi, Şehit Osman Türbeleri, sığınma ve korunma amaçlı yapılan ve yaklaşık M.Ö. 3000’lere dayanan tarihi ile Aydın Tepe Yer Altı Şehri gezilebilir. Bu turlar yapılırken ilin sahip olduğu doğal klima ve insanların sevecen yapısı, misafirperverliğini ön plana çıkarıyor.
• İl nüfusunun genç ve dinamik yapısı, İl kültürünün, örf ve adetlerinin, (oberjin turizmi) yaşatılması düğünlerde, eğlencelerde bu oyunların oynanması ilin kültürel avantajlarını zenginleştiriyor. Bayburt’da yaygın olarak üretilen ihram kumaşı ve desenlerin çeşitliliği, değişik özellikleri ile oluşturduğu zenginlik Avrupa ülkelerinden gelen talepler bu alanda da avantaj sağlıyor.
• Tarihsel ve özgün çevresi ile Çoruh Nehri üzerinde biri 24 km. diğeri 34 km olan iki adet Rafting Parkuru kente turizm yönünden büyük avantaj sağlayabilir.
• Bayburt’la adeta simgeleşen Dede Korkut ve Bey Böbrek’in Türbelerinin de Bayburt’ta bulunması Kültür Turizmi yönünden ayrı bir avantaj.

BAYBURT TURİZMİ VE DEZAVANTAJLARI:

• Tanıtım yetersiz.
• Yeterli ödenek yok.
• Bütçe oluşturulamıyor.
• Çevre mimarisine uygun olmayan yapılaşmaya izin veriliyor.
• Doğal bitki örtüsü yeterince korunmuyor.
• İlin potansiyelinden yararlanılamıyor.
• Kazı çalışmalarının sürmesi.
• Bayburt ulusal ve uluslar arası fuarlara katılamaması dezavantajlar.

İLE GELEN YERLİ VE YABANCI TURİST SAYILARI:

YILLAR YERLİ YABANCI TOPLAM
2000 19404 1817 21221
2001 21653 2150 23803
2002 23550 2300 25850
2003 24200 2170 26370
2004 23500 60 23560
2005 24000 80 24080
2006 35000 200 25200




BAYBURT KALESİ
Tarihin derin koridorlarından günümüze oluşturduğu köprü ile ışık tutarak şehrin kuzeyinde bir şahin misali ilk günkü görkemini sürdüren Bayburt Kalesi’nin M.S. 58’lerde inşa edildiği daha sonraları da değişik dönemlerde onarım gördüğü anlatılıyor. Uzak doğuya giderken Bayburt’a uğrayan ünlü İtalyan Gezgin Marko Polo (1254–1324) Bayburt Kalesi’nin çok sarp ve görkemli bir yapı olduğunu belirtiyor. (S.Karakoyunlu B.Tarihi S.98)
Evliya Çelebi de 1647 yılında Bayburt’a geldiğinde kalenin yalçın kaya üzerinde çok büyük ve ihtişamlı olduğunu belirterek, duvar yükseklilerinin otuz kırk metrelerde olduğunu, kale içerisinde 300 civarında eski usul ev bulunduğunu ayrıca kalenin biri doğuya bakan üç kat Demir Kapı diğeri batıya bakan Nöbethane kapısının olduğunu belirterek, kalenin dışında şehirde bin kadar toprak üstlü ev bulunduğunu, şehrin ondokuz Müslüman ve yedi ermeni mahallesinden meydana geldiğini seyahatnamesinde anlatır.
Bayburt Kalesi yaklaşık 1671 metre rakımda bulunması nedeni ile tarihi yaşamı içerisinde hiçbir dönemde stratejik önemini yitirmemiş. Kale altıgen üzerinde yapılmış ve iki kat surla çevrilmiş. İç ve dış surlar arasında yaklaşık yüz metre mesafe bulunuyor. Kale burçlarının yüksekliği on iki metre, surların yüksekliği ise otuz metre. Çoruh nehri ise kalenin en sarp ve ulaşılamayan bölümünü kucaklıyor. İki katlı kale burçlarının birinci katında görevli muhafızlar ve komutan yerleri ikinci katında ise düşman gözetleme yerleri bulunuyor.
Kale içerisindeki yapılar; koğuşlar, hapishane, ambar, su depoları (sarnıçlar), hamam olarak göze çarpıyor. Ayrıca surlar üzerindeki mazgallar ve siperlikler birbirini takip ediyor. Kalenin ikinci surun doğuya bakan yüzünde sanat değeri yüksek mor, mavi, yeşil çini kalıntıları görülüyor. Bu çiniler güneşin doğuşu esnasında yansıttıkları güneş ışınları ile adeta bir renk ve ışık cümbüşü oluşturduğu halk arasında söylene gelmiş. Bu çinilerden dolayı kaleye Çinimaçin Kalesi de deniliyor.
Kalede; Urartular, Mahalli prenslikler, Bağratlar, Romalılar, Ermeniler, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Trabzon Komnenonsları yaşamış çeşitli dönemlerde tamirler yapılmış. Son olarak kalede en büyük onarımı Türkler gerçekleştirmişler. Kale çevresi yaklaşık 3 km. Kapladığı alan ise 0.15310 km2. Kalenin en geniş kısmı 900 m, dar yeri ise 500 m. Kalenin Güney Batısında Ebul Fetih Cami bulunuyor. Ayrıca kalede en tanınır durumdaki yapılardan olan kilise hakim bir noktada bulunuyor. Bu nedenle kale inanç turizmi yönünden de önem arz ediyor. Kalede oturan halk 14. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminden sonra güvenli ortam oluşunca şehre inmeye başlamış. 1828–1829 Osmanlı Rus harbinde Rus Ordusu kaleyi tahrip ederek çekilmiş.

Kale ile ilgili halk arasında söylenen manilerden örnekler:
Kaleden indim yeniş,
Mendilim dolu yemiş,
Yare saldım yememiş,
Kendisi gelsin demiş.

Bayburt’un kalesiyem,
Açılmış Lalesiyem,
Bayburt’ta bir kız sevdim.
Ben onun kölesiyem.

TAŞHAN (BEDESTEN)
Yapılış tarihi bilinmeyen Taşhan (Bedesten) Ulu Cami’nin yakınında şehir içerisinde bulunuyor. Taşhan geçirdiği bir yangından sonra kitabeleri kaybolmuş. Bedesten (Taşhan) üç bölümden meydana geliyor. Her bölüme ayrı kapıdan girildiği için ayrıca etrafı binalarla kaplı olduğu için üç mekan ilk bakışta birbirinden ayrı olarak görünüyor. Ana mekân kare şeklinde. Ortada çok kuvvetli bir paye bulunuyor. Bu payeden dört yöne atılan sivri kemerlerin meydana getirdiği dört bölümün üzeri kubbelerle örtülü. (R.225–226) bu kubbelerden biri ilk durumunu kaybetmiş. Yayvan kubbelerde açılan pencerelerde orijinal değil. Yapının kare mekanı sıva ile kaplı olmasına rağmen dikdörtgen kısımda olduğu gibi taş ve tuğladan inşa edildiği görülüyor. Giriş bölümünün üzerinde bir aydınlık feneri var. Giriş kapılarının hepsinin bir taş tezyinata sahip oldukları kalan mevcut kısımlardan anlaşılıyor. Asıl giriş kapısını üzerinde üç dilimli bir kemer görülüyor. (R.227) Sathi kemerler içinde açılan kuzey ve batı kapılarında oldukça güzel ince işlenmiş taş tezyinat dikkati çekiyor. Sonradan örülen bu kapılar, yan mekanlara geçit verirdi.
Kare şeklindeki ana mekanın batısındaki ikinci mekan dar dikdörtgen şeklinde, arka arkaya sıralanan kubbe ve tonozla örtülü. Ortadaki geniş tonozun iki yanında bulunan kubbeli kısımlara, esas mekanın batı yönüne bakan kubbeli bölümler arasında birer kapıya irtibat sağlanmış. Kubbelere geçiş Türk üçgenleriyle sağlanmış. Ara bölümler sathi sivri kemerlidir. İkinci mekan daha büyük ölçüde, geniş bir kemerle diğer kısımlardan ayrılır. Yapı bir beşik tonozla nihayetlenir.
Bayburt Bedesteni (Taşhan), II. Beyazıt’ın (1481–1512 ) kapı ağası Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan Amasya, XVII. Yüzyılda Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılan Vezir Köprü (198) ve bilhassa plan ve ölçü bakımından bunu çok andıran ve eskiden bedesten olduğu söylenen Zile Camii ile büyük bir benzerlik gösterir. Hepsinde ana mekan kuvvetli bir paye ve dört yöne açılan kemerlerle dört bölüme ayrılmış. Her bölüm birer kubbeyle örtülü.
Bayburt bedesteninin Yavuz Sultan Selim (1512-1520) zamanında hapishane olarak kullanıldığı söyleniyor. Bu bedestenin Vezirköprü bedesteninden daha eski olduğu düşünülebilir.
Evliya Çelebi XVII. yüzyıl başında Bayburt’u ziyaret ettiğinde bu bedesten vardı. Evliya Çelebi bu bedestenden “ Gayet müzeyyen ve Zarif “ bir bedesten olduğunu anlatır (199).

ULU CAMİİ
Ulu camii yapıldığı dönemde şehrin merkezine inşa edildiği kolayca anlaşılıyor. Caminin minaresinde Selçuklu eseri olan birçok camide olduğu gibi caminin dışından giriliyor. Caminin yapı özelliği incelendiğinde Sivas ve Kayseri’deki Selçuklu dönemi eserleri ile aynı özellikleri taşıdığı anlaşılıyor. Bu nedenle Bayburt Ulu Cami (Camii Kebir) onüçüncü yüzyıl Selçuklu eserlerinden.
Camii yapıldığı dönem itibarı ile yerleşim birimine göre çok büyük yapıldığı, ikibin kişinin aynı anda ibadet yapabileceği büyüklükte olduğu kolayca anlaşılıyor.
Caminin minaresinin kaidesinin hemen üstündeki çiniler Selçuklu döneminin sanat değerlerinin önemini ve özelliklerini günümüze taşıyor ve anlatıyor.
Bayburt’ta onaltıncı yüzyılda yüksek bir bilim ve kültür merkezi olarak hizmet sunan ‘Musevi’ye Medresesi’ de Ulu Caminin yanına yapılmış. Cami Selçuklu döneminin günümüz Bayburt’una bıraktığı çok ender eserlerden biri.

ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ
Şehrin batısında bulunan her iki türbe Saltuk oğullarına ait. Türbenin küçüğü Saltukoğulları komutanlarından Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman’a, büyükçe olanı ise kız kardeşine ait. Türbeler sarı Bayburt Taşından yapılmış döneminin mimari özelliklerini günümüze taşımış.

DEDE KORKUT
Türbe Merkez ilçeye bağlı 39 km. mesafede Masat vadisinde. Sekiz köşeli olup kesme taştan yapılmış. Yapılış tarihine ait bir bilgi bulunmuyor. Dede Korkut Türk Dünyası’nın en büyük birleştirici kişilerinden biri olarak biliniyor. Dede Korkut asırlar boyu yüksek erdem, hoş görü ve anlayışın yayılmasında büyük rol oynamış. İlde her yıl temmuzun üçüncü haftası Dede Korkut Kültür ve Sanat Şenlikleri düzenleniyor.

KOP ŞEHİTLERİi ABİDESİ
Bayburt –Erzurum karayolunun 40’ncı kilometresinde kop Dağı’nın tepesinde 15 Mayıs-15 Ağustos 1963 tarihleri arasında yapılan anıt Bayburt Halkının ve Ordumuzun Rus Ordusuna karşı verdiği amansız mücadelenin ve bu uğurda şehit olanların anısına Bayburt Halkı ve Askeri Garnizon tarafından yaptırılmış.

KORGAN KÖPRÜSÜ
Köprü tarihi İpekyolu üzerinde Bayburt-Gümüşhane karayolunun yaklaşık 25’nci kilometrsinde yolun 50 metre güneyinde ve Merkez İlçeye bağlı Akşar Beldesi yakınında. Klasik Selçuklu Köprülerinden olan Korgan Köprüsü kesme taştan yapılmış iki gözlü sivri kemerli bir yapıt.
.
SIRAKAYALAR ŞELALELERİ
Bayburt-Erzurum karayolunun 6’ncı kilometresinden ayrılarak 16 km yol aldıktan sonra Sırakayalar Köyün’nün girişinde birinci Şelale diğeri köy içinde olmak üzere iki tane. Özellikle yaz aylarında çevreleri mesire ve piknik alanı olarak kullanılan şelaleler eşsiz doğal güzelliklerimizden.

AYDINTEPE YER ALTI ŞEHRİ
İlimiz Aydıntepe ilçesinde bulunan yer altı şehri kalıntılarının Eski Halde Şehri’ ne ait olduğu ve ilçenin eski ismi olan Hart’ın da Hald’den geldiği görüşü mevcut. Tünelle başlayan giriş ve koridorların yanlarında karşılıklı kemerli girişleri olan kare planlı odalar bulunuyor. Yeraltı Şehrinin giriş çevre düzenlemeleri yapılarak yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açıldı

KOP DAĞI KIŞ VE KAYAK SPORLARI TURİZM MERKEZİ
Bayburt’a 39 km, Erzurum’a 80 km mesafede Bayburt-Erzurum karayolu ana tur güzergahı üzerinde. Ulaşım karayolu ile sağlanmakla birlikte Erzurum Hava alanına 70 km, Aşkale Tren istasyon merkezine 20 km, Trabzon Hava Alanına 215 km, Erzincan Hava alanına ise 240 km mesafede, Tarihi İpek Yolu güzergahı üzerinde Karadeniz Bölgesini Doğu Anadolu Bölgesine bağlayan önemli bir merkez. Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir geçiş noktası. Bölgede kış mevsimi uzun ve yoğun olarak geçiyor ve yılın üçte ikisinde kar ve kayak imkanı bulunuyor. 1240 m uzunluğunda 70 adet teleksi askısı ve teleksi tesisi bulunuyor. 2950 metrelik zirvelerden başlayan kayak pistleri uluslararası standartlarda amatör ve profesyonel sporculara hizmet sunuyor. Bayburt’ta 110 yatak kapasiteli konaklama amaçlı kayak evi hizmet veriyor. İl, gençlik ve dağ turizmi yönünden oldukça ideal, kamp-karavan, atlı doğa yürüyüşü, trekking, ayak paleti ile karda yürüyüş, çim kayağı, ornitoloji, foto safari, jeep safari, bisiklet turları gibi etkinliklerin yapılabilmesine elverişli.

SARUHAN KALESİ
Bayburt’a 35 km mesafede bulunan Saruhan Köyü’ndeki kalenin gözetleme amacıyla yapıldığı tahmin ediliyor. İle, 40 km mesafede Bayrampaşa Köyü’nde bulunan Kale Kalıntıları, Kitre Köyü kale kalıntıları ve 27 km mesafede bulunan Çayıryolu (Sünür) Köyü Kale Kalıntıları mevcut.

PULUR (GÖKÇEDERE) FERAHŞAT BEY CAMİİ
Demirözü ilçesine bağlı Pulur’da (Gökçedere). Akkoyunlu eserlerinden. Yapı Osmanlı mimarisindeki tek kubbeli cami tipinde. İki renkli kesme taşlardan özenle yapılmış olan caminin dışarıdan değişik malzeme kullanımı açısından ilk dikkati çeken yerlerinden birisi tuğladan minaresi. Pulur (Gökçedere) Medresesi: Pulur Camii avlusunda bulunan olan ve L şeklinde tek katlı bir yapı. Akkoyunlu eserlerinden. Medresenin girişlerinde Farsça beyitler mevcut.

SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY CAMİİ
Akkoyunlu eseri olan caminin, kapısı üzerindeki kitabeden M.1550 (H.957) yılında onarıldığı anlaşılıyor. Caminin minaresi ise M.1676 (H.1087)tarihli bir kitabeye sahip. Sünür (Çayıryolu) Kutlu Bey Türbesi: Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Beyin oğlu Kutlu Bey’e ait olan bu türbe kendisi tarafından yaptırılan caminin 30 m doğusunda bulunuyor. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunuyor.

YUKARI HINZEVEREK (ÇATALÇEŞME ) CAMİİ
Demirözü ilçesi Çatalçeşme Köyü’nde bulunan caminin üzerinde kitabe mevcut değil. Ancak Pulur ve Sünür’e yakın olması ve taşıdığı özellikleri itibariyle birbirine benzemesi caminin bir Akkoyunlu eseri olduğu kabul ediliyor.

YANBAKSI (GÜNEŞLİ) KÜMBETİ
Halk arasında “Yanbaksı Kümbeti”adı ile anılan bu yapı, il Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunuyor. Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yok. Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenir. Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülüyor. Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiş.

ÇİMAĞIL MAĞARASI
Doğanın yeraltı sarayı Çimağıl Mağarası, Bayburt’a 35 km uzaklıkta ki Aşağı Çimağıl Köyü’nün Taşındibi Mahallesi’nde bulunuyor. Mahalleden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatte ulaşılabiliyor, 600 metre uzunluğunda ve 11 bölümden oluşan mağaranın tavan yüksekliği yer yer 30 metre. Mağarada küçük su birikintileri, sarkıtlar, dikitler, org desenli duvarlar, mağara incileri, mağara çiçekleri, traverten basamakları, fil kulakları bulunuyor ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzara oluşturur.

VİLAYET ORMANI
Aslan Dağı Mesire ve Piknik Alanı, şehirmerkezine 2 kilometre mesafede ve 7 bin dönüm alan üzerinde bulunan alan içerisinde zengin odunsu ağaçlar ve endemik bitki türlerinin oluşturduğu florası ile ilin en önemli mesire ve piknik alanlarından biri. Piknik alanı içerisinde hayvanat bahçesi, oturma kamelyaları, piknik yapma alanları, yüzme havuzu, suni şelale, iki adet gölet, yürüyüş parkurları, Bayburt Orman Evi Sosyal Tesisi, çocuk oyun parkları,tabi kaynak suları, oto parkları bulunuyor. Aslan Dağı Mesire ve Piknik Alanı şehir halkınca özellikle yaz aylarında yoğun bir şekilde gezilir.

YAKUTİYE (YENİ ) CAMİİ
Bayburt Cumhuriyet Caddesi üzerinde, eski Yakutiye Medresesinin bulunduğu alan üzerinde yer alıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bayburt halkının yardımlaşması ile 1913-1915 yılları arasında yapılmış. Cami ve minaresi tamamen kesme taştan olup, işçiliği taş işleme sanatının güzel örneklerinden.

ZAHİT EFENDİ CAMİİ
Merkez Zahit Mahallesinde bulunan cami 1514-1515 tarihleri arasında Zahit Efendi tarafından yaptırılmış. Bir kaç kez onarım gören cami ve minaresi orijinal yapısını muhafaza ediyor. Evliya Çelebi Bayburt’u ziyaretinde bu camiden bahseder.

AHMEDİ ZENCANİ TÜRBESİ (KÜMBET)
Halk arasında ‘Kümbet’ diye isimlendirilen bu yapı Cumhuriyet İlkokulu karşısında. Yapının Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu biliniyor. Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbetin içinde kare şeklinde bir mezar odası mevcut olup, çatısı piramit şeklinde yapılmış. Türbenin 1315-1325 yılları arasında yapıldığı sanılan yapının H.1200 tarihli onarım kitabesi var.

BEY BÖYREK (BAMSI BEYREK) TÜRBESİ
Bayburt’un 2 km doğusunda bulunan Erenli Köyü’nün batısında, bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden biri olan Bey Böyrek’e ait. Halk arasında ziyaret olarak da bilinen mezar ve sonradan ilave edilen dikdörtgen şeklindeki bir taş binadan oluşuyor.

BENT HAMAMI
Çoruh Nehri kıyısında Kalenin güneydoğu eteğinde. Akkoyunlulardan Ferahşat Bey’in vakfı olan hamamın kesin yapım tarihi belli değil. Dış yapısı değişen ve onarılan hamamın iç mekanı asıl yapısını koruyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Bayburt’ta bahsettiği dört hamamdan biri.

ŞENLİKLER –FESTİVALLER-KURTULUŞ GÜNLERİ
*21 Şubat Bayburt’un düşmnı işgalinden kurtuluşu
*Şifalı yılanlar Kırkpınar Köyü 5 Mayıs-1 Haziran
*Hacıoğlu Köyü Şenlikleri temmuzun ikinci haftası
*Kırklar Şenliği (Kitre Köyü) temmuzun ikinci haftası
*Temmuzun üçüncü haftası Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni

BAYBURT’TA NE YENİR, NE YAPILIR
*Yöresel Bayburt ketesini ve yemeklerini tatmadan, ilin özel klima özelliğindeki havası ve pınar sularında yetişen alabalık ızgar, bı-alık çorbasını yemeden,
*Yöresel giysilerden ehram kumaşının desenlerini görmeden,
*Aslandağı Mesire ve Piknik Alanına çıkarak vilayet ormanında piknik yapmanın tadını, doğa ile kucaklaşmanın zevkini yaşamadan, mikroklima özelliğine sahip havasını solumadan,
*Bayburt esnafının sevecen ve misafirperverliğini yaşamak için alışveriş yapmadan,
*Müzeciliğin gizemli dünyasında yürümeyi Baksi (Bayraktar) Müzesi’nde denemeden,
*2500-300 metre zirvelerde tırmanarak Bayburt’ta dağcılığın ve yaylacılığın heyecan verici aktivitelerinden yararlanmadan,
*Antik kentleri gezerek yüzyıllar öncesi yaşayan uygarlıkların yeraltında ve yerüstündeki yaşam kültürünün izerini mutlaka görmeden,
*Kop Dağı Kış ve Kayak Sporları Turizm Merkezinde konaklayarak; kışın karın, yazın çim kayağının tadını, Hedikale karda yürüyüşün zorluklarını, yamaç paraşütü ile özel klima havası içerisinde uçma heyecanını,çevre yaylalara trekingle kültür turlarının tarihi derinliğini yaşamadan, özellikle Dede Korkut Şenliklerini görmeden,
*Bayburt Kalesi’ne çıkmadan, kültür turu ve foto safari zevkini mutlaka yaşamadan Bayburt’tan ayrılmayın.

Bayburt ile ilgili bu bilgileri bize ileten Kültür ve Turizm İl Müdürü Bahri Akbulut, şimdi Yozgat’ta görevli. Ülkesini çok seven ve çok çalışkan Yozgat Turizm İl Müdürü Bahri Akbulut’u daha önce de Gümüşhane Turizm İl Müdürü iken tanımıştık. Birbirinden güzel projelerle görev yaptığı illerin vizyonunu ortaya çıkaran Akbulut’un, Bayburt ile ilgili tanıtım bilgileri için kendisine teşekkür ediyoruz.

Bu haber 1826 kişi tarafından okundu. Bu haberi Arkadaşına Yolla
Resim Galerisi
Bu Haber'e yazılan Yorumlar
Bu habere henüz yorum yazılmamış... Tıklayın, ilk yorumu yazan siz olun...
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Tüm Haberler

 

 

 

Ana Sayfa Üyelik       Künyemiz Haber Yolla Bize Yazın
(c) Tüm Hakları Avrasya Haber Ajansı Ltd. Şirketine Aittir. Haber Köprüsü Bir Avrasya Haber Ajansı Yayınıdır
Web Tasarım & Programlama : Cem Özmen Web Hizmetleri