Dr Azmi Koçak`ın Haberi...
MEF Okulları öğrencilerinin çalışmalarından oluşan “Plastik Sanatlar Eğitimi Sergisi” 14- 24 Şubat 2008 tarihleri arasında sergilendi. Sergide sanat eğitimi alanında; öğrencilerin seramik, vitray, heykel, özgün - baskıresim, fotoğraf, resim, karikatür, model yapım dallarında 86 çalışma yer aldı.
Sergiyi gezen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet ÖZER, Türkiye’deki sanat eğitimi ve MEF Okulları Sergisi ile ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi;
MEF Okullarının sanata genel tavrı, kurulduğundan beri olumlu olmuştur. Sanata destek vermek; eğitimin şekillenmesine ve kalitenin daha da yükselmesine sebep olur. Ekonomik kriz geldiği zaman, önce kültür ve sanata göz kırpar. Halk, aile bütçesinden önce kültür sanat faaliyetlerinden ödün verir.
Türkiye’de sanat eğitimi yönteminin değişmesi gerekmektedir. Ülkemizde sanat eğitiminin bütünselliği yok. Sadece ders olarak görülmesi çok acı. Bazı okullarda plastik sanatlar dersleri var, bazılarında yok. Masraflı bulunuyor. Sanat eğitiminde gençler kendilerini özgürce sanatla ifade edebilmeliler. Ortaöğretimde sanat eğitimi ciddi bir şekilde ele alınmalı; atölyeler oluşturulmalı, yarışmalar açılmalıdır.Yarışmada alacağı ödül çocuğu çok etkiler.Yaratıcılık hayal kurmakla başlar, Çocuğa hayal kurma ortamı oluşturmak gerekir. Anaokulu ve ilköğretim çağları bunun için ideal zamanlardır.
Türkiye’de insanın insani değerlerini ortaya çıkaracak şekilde bir eğitim mantığı olmalıdır. Örneğin, okullarda yetenek atölyeleri olmalı. Bu; her türlü güzel sanatlar dalı için ortam yaratılacak bir havuz olarak düşünülebilir. Orada, yaratılan serbest ortamda, çocuk kendi özelliklerini ortaya çıkarabilecek, kendini oluşturabilecek.
O havuzdan çocuğun hangi alana yeteneği olduğu ortaya çıkacak, bireyselleşecek, kişiliği gelişecek, kendini bulacak. Sanatta çocuğa yol gösterilmeli; ama yaratacağı esere karışılmamalıdır. Çocuk, eserini yaparken kendi kararını kendi vermelidir. Yetenek insanın içindeki değerin dışa vurumudur. Sanatta, öğretmen baskısı olmamalıdır. Önemli olan; çocuğu, yaptığı sanat eserinin içine çekerek onu kendisiyle karşılaştırmaktır. Çocuk, kendi eserinde farklılığı aramalı, kendi kendine yeni oyunlar oynamalı. Okul, çocuğun vizyonuna açılım yaratmalıdır. Bilgi zorla verilmez. Büyüklerimizin bir lafı vardır. “Sokma akıl 40 adım gider.” derler. Çocuk kendi kendine araştırarak, sorgulayarak bilgi edinirse o bilgiyi unutmaz.
İstanbul’da çocuklar çok şanslı, ziyaret edip eser görebilecekleri çok sayıda müze var. Burada aileye de görevler düşüyor. Aile çocuğu bilgilendirmeli, bulunduğu sanat ortamlarına çocuklarını da sokmalı, onlara imkân sağlamalı. Çocuğun görsel eğitimi çok önemlidir. Çocuk önce görür, sonra konuşur, sonra yazar.
Gelecekte güzel sanatlar alanında ilerlemek isteyen çocuklara, okul daha ciddi çalışmalar yaptırmalıdır. Verilecek ödevlerle müzelerden, internetten, kitaplardan araştırma yapmaları ve bilgi toplamaları sağlanabilir. Üniversitelerin ilgillendikleri branşlarına geziler düzenlenebilir. Böylelikle seçeceği branşa karar vermesi sağlanabilir.
MEF Okullarının sergisindeki eserleri çok beğendim. Bunları yapabilecek cesareti göstermek, yapmaya kalkışmak bile takdire değer. Oran-orantı, göz terbiyesi, disiplin, yaratıcılık, çeşitli teknikler renk uyumları çok özgün. İşlerin hepsi teknik olarak başarılı. Eğitim yöntemi, eğitimcinin sorumluluğu ve özeni ortaya çıkan eserlerden belli oluyor. Bilim, sanat ve felsefe birbirinden ayrılmaz bir bütünü oluşturur. MEF Okulları, öğrencilerine bu üç alanda da yeterli bilgiyi vemiş olmalı ki ortaya bu güzel sergi çıkmış. MEF okullarını tebrik ediyorum.